
Oy-na-ya-cak-sın.
Hâlâ gözünün değdiği kırmızı vitrinler ve sevgiyle başlıyor etiketler, altında bedeli yazıyor. Şehir de yorulmuş üstünde tepinilen günden. Anlamı aşındırılmış bir boşlukta dönüyor sanki herşey.
Kafiyesi kaçmış bıçkın bir şair davetsiz oturmuş yanıbaşına. Ağzında birikmiş kocaman sevgi sözleri bir de küfürleri… Kızıyor hayata bir çay ısmarlamıyor diye. Biraz da yalan sevgilere söyleniyor. Dili varmıyor ama küfretmeye. Yalancı da olsa kin değil, savaş değil ya; onun yüzü suyu hürmetine… Takılmış bir sokak köpeği peşine yaşayıp gidiyor işte.
Sense bütün orduları yenip gelmiş, koca bir günü devirmişsin. Gereksiz, önemsiz ama zorunlu bin türlü meşguliyetten sonra sığışacak bir yer arıyorsun kendine. Hepsini yağmura, rüzgara karşı söylesen, birer birer dağılıp gitse 'bitse bu kirli yapışkan sessizlik'
Gülümser nedenlerin elinde solgun bir gül… Nelerin yanılsaması, nelerin özlemi büyüyor içinde. Sönüyor sonra birer birer… Tutsak bir kuş misali cama çarpıp çarpıp düşüyorsun.
O vakit…
Çağır umudu gelsin. Değiştir netlik ayarını gözlerinin. İyimser gülün açsın artık.Bak katran karası bulutlar arasından güneş çıkmış pırıl pırıl.
Fanisin fani… Bir solukluk canın var unutuyorsun. Unuttuğundan bu kadar yoruluyorsun.
Resim: Albert Williams
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder