30 Ağustos 2008 Cumartesi

SERBEST RADİKALLER SAYI 19

İslak ve karanliktu gece FARUK SÜRENERYaşamak dediğin bir yamalı kumaş FULYAÇok güzel olduğunu bilen kız- KEREM OĞUZHadi beni bana anlat MEHMET SAĞLAMHaybey'e mektuplar NECDET REHAVETKırkınca, Kirkince, Çirkince ÖZLEM AKAYDINBize kim bakacak? PİRMETESıtma SERDAR ÖZDEMİRYol'a dolmak ÜÇ NOKTASöz uçar yazı kalır YEŞİM ÖZDEMİRRESİM: Herbert...
Continue Reading...

İslak ve karanliktu gece 3- FARUK SÜRENER

“...Yok yok... Yok cuzelim yok oyle bişey daa.. Ben o Hilmu’nun var ya.. Ta.... aydinlatayum e mi!..” Efendum? Yaziya başladuk mu? Tühh.. Ula niye uyarmaysinuz? Afedersinuz sevcilu arkadaşlarum, ben telefonda konuşur iken Editör yaziyu canli yayina almiş da.. Ondan oyle oldi. (70 milyona da rezil olduk iyi mu)Deyerli arkadaşlarum aydinlaticu...
Continue Reading...

Yaşamak dediğin bir yamalı kumaş FULYA

Bir kedi yavrusu...Mutfak penceresini açık bırakıyorum. Dışardaki ılık bahar gecesi eve, odalara, yüzlerimize dolsun istiyorum. Annem pencereden kedinin gireceğini söylüyor. Gözlerim bir tabak içinde duran yemek kaşığına çarpıyor. Bir kedi gelse mesela. Bir yavru kedi... Ben onu o kaşığı yalarken yakalasam, ona kızabilir miyim? Bunu düşünüyorum....
Continue Reading...

Çok güzel olduğunu bilen kız KEREM OĞUZ

Söyle banaçok güzel olduğunu bilen kızNeden sanki süreklibir fotoğrafını çeken varmış gibiya ufka ya da boşluğa bakıyorsunneden hep acelen olursenin,en son gelirsin ve de ilk terk edersinkırkyılda bir biraraya gelen eski cemiyeti?toplanıtının miladı oluyorsun gelişinleve gidişin miyadını dolduruyor o buluşmanınbiliyorsun bunları değil mibiliyorsun...
Continue Reading...

HAYBEY'E MEKTUPLAR

bölüm : 2kısım : amca diyorlar banasevgili hay bey, artık amca diyorlar bana. yok hayır, yaşımızı, başımızı alıp saçımızı döktüğümüzden mütevellit değil bu nida, sahici anlamda amca olduğumuzdandır.ilk şıktan dolayı amca dedikleri çok oldu. hiç unutmuyorum bugunkülere benzemeyen soğuk ve yağmurlu bir kış günü mahallemizin bakkalını geçip...
Continue Reading...

Hadi bana beni anlat MEHMET SAĞLAM

Sizlere eğlenceli, epeyce öğretici ve oldukça çözümleyici yeni bir e-postalaşma yöntemini takdim ediyorum: Hadi Bana Beni Anlat...Aşağıdaki 20 basit soruyu yanıtlamaya başlar başlamaz; önce, dostlarımız hakkında ne kadar eksik bilgimiz olduğunu fark ediyoruz, ardından, kişilik tanımlarına dair pek çok şey bulup buluşturuyor ve yepyeni keşifler...
Continue Reading...

Kırkınca, Kirkince, Çirkince ÖZLEM AKAYDIN

Gezmek için gittiğiniz yerlerde sürekli yaşama isteği duydunuz mu hiç?Ya da bu yerlere karşı aidiyet duygusu hissettiniz mi?Gönülden bağlandınız mı üç gün için tatile gittiğiniz bir yere?Üç günle yetinmeyip tatili uzatmak istediniz mi?Ve yıllar sonra özlem duyup da tekrar gidip görmek istediniz mi?İzmir’in Selçuk İlçesi’ne bağlı ve Selçuk’a...
Continue Reading...

Sıtma SERDAR ÖZDEMİR

Kendine küçümseyen gözlerle bakan saray doktorlarını çok görmüştü.. Bu bakışlara hazırlıklı olmasına karşın, Versay sarayının, benzerlerinden çok üstün, ihtişamından etkilenmiş olmasından belki, Fransa kralı 14. Lui ve doktorlarının karşısına çıktığında heyecanını gizleyememişti.. Sadece dokuz yılda eczacı çıraklığından şu anda olduğu noktaya...
Continue Reading...

Yol'a dolmak ÜÇ NOKTA

Hayat bir otoban olsa sol, orta ve sağ olarak üç şeride ayrılsa neler çıkar ortaya? Otoyolda araba sürenler, yola bir kez girildiğinde istenildiği anda artık oradan çıkamayacağını bilir. O yolda ilerlemek demek, canınızın çektiği anda tali bir yola sapamamak, geriye dönememek, mecburi istikamette ilerlemek demektir. Yol mecburiyettir hani,...
Continue Reading...

Söz uçar yazı kalır YEŞİM ÖZDEMİR

“Sevgili arkadaşım ...….. Bana kalbin gibi temiz bu sayfayı ayırdığın için sana teşekkür ederim. Hayatın sarp ve dikenli yollarında, hiçbir engele takılmadan ilerlemeni dilerim…” Bu üç cümleyi, kaç hatıra defterine yazdığımı hatırlamıyorum bile. Üstelik o zamanlar “hayatın sarp ve dikenli yolları” tanımlaması, bana ya da yazdığım arkadaşıma...
Continue Reading...

24 Ağustos 2008 Pazar

SERBEST RADİKALLER SAYI 18

İslak ve karanliktu gece 2 FARUK SÜRENERAradığınız kişiye şu anda ulaşılamıyor FULYAMenekşe, kanarya, balkon ve kesilen bilekler KEREM OĞUZGünbatımında hüzün MEHMET SAĞLAMSenin eşkin düşürdü beni dile NECDET REHAVETSarı Stockholm NİHAL YETKİNMamma Mia ÖZLEM AKAYDINFransız usulü soğan çorbası PİRMETEÖlüm üzerine bir duolog SERDAR ÖZDEMİRO...
Continue Reading...

Islak ve karanliktu gece FARUK SÜRENER

Deyerli aydinluk sever dostlarum. Geçen hafta sonu bi öykü yazmaya başlamişidum. Özetle, genç bi adam gece vakti yağmur altinda sokakta bekliyordu. Şimdu bu özetu duyan kimu kendini bilmezler, “Neee! Ne yani, tam 5 paragraf suren geçen haftaki yazinun özetu bu kadacuk bi cümle mi? Ben Tarik’u bu şekilde bilmezdum. Tutun çikuşlaru, kandirilduk,...
Continue Reading...

Aradiginiz kisiye su anda ulasilamiyor FULYA

Öğle arası. Ofiste kimse yok. Onunla rahatça istediğim gibi konuşabilirim. Arıyorum onu. Duygusuz bir kadın sesi "Aradığınız kişiye şu anda..." diye başlıyor devam etmesine izin vermeden kapatıyorum. Kendimi onunla konuşmaya öyle şartlamışım ki birden öfkeleniyorum. Beş dakika sonra tekrar arıyorum. Yine aynı ses. Sonra araları uzatarak...
Continue Reading...

Menekse, kanarya, balkon ve kesilen bilekler KEREM OGUZ

Bazen bu beden yetmiş yaşında bir kadının ruhunu taşıyor gibi hissediyorum şekerim. Sana söylüyorum sevgili günlük. Erkek de değil evet, bir kadın. Benim yerime anneannem geliyor gibi iş yerime. Sabah kapımı açtığımda gördüğüm manzara şu; devasa masamın bir köşesinde yetiştirdiğim nane,reyhan ve çeri dometeslere yeni aldığım arnavut biberi...
Continue Reading...

Gunbatiminda huzun MEHMET SAGLAM

Rüzgârlı bir Ocak günü, Çeşmealtı tepelerinin arkasından yapayalnız batan bir gün saatinde, bir küçük taş evin geniş bahçesindeki o kadın, çocukluk yıllarından kalan o masum nostaljiyi yaşamak, beynini kemiren o hınzır düşünceleri rüzgâra vermek için sanki ağaçları taciz edercesine esen o güçlü kış yeline inat olsun diye, korkak ve titrek...
Continue Reading...

Senin eskin dusurdu beni dile NECDET REHAVET

daha önceki iki okuyuşumda da aynı durağanlık aynı iç burkulması, tüm vücutta hissedilen titreşim, elektrik yahut diken diken olan tüyler adı her neyse işte.bu sabah yine bir arkadaşımın gönderdiği mail vasıtası ile tekrar tekrar okurken aynı duygular içindeydim. beşiktaşlıyız ya ondandır belki. evet mümkündür. ya da demirkubuz yönetmenlikteki...
Continue Reading...

Sari Stockholm NIHAL YETKIN

10 Kasım 2004. Bir iş gezisi için Stockholm'e uçtum. Uzun ama rahat bir yolculuktan sonra ilk iş olarak paramın bir kısmını SEK'e çevirdiğimde 20 SEK'in arkasına Uçan Kazın sırtında Nils'i görüp gülümsedim, çocukluk günlerim aklıma geldi çünkü."Haydi başlıyoruz" diyerek otelin yolunu tuttum ama bir şeyler garip gidiyordu sanki. Niye bu...
Continue Reading...

Mamma Mia OZLEM AKAYDİN

Nereden başlasam?Hangi birini anlatsam?Oyuncuları mı?Filmin konusunu mu?Yoksa geçmişe yaptığım kısa süreli yolculuğu mu?* * * *Filmi izlerken zaman tüneline girmiş gibiydim.Genç kızlığa adım atmaya başladığım yıllardan beri dinlemekten bıkmadığım ABBA’nın şarkılarıyla yetmişli yıllara yolculuk yaptım.Ne zamandır görmek istediğim Yunanistan...
Continue Reading...

Olum uzerine bir duolog SERDAR OZDEMIR

Adem: “Ölüm neden var Tanrım?”Tanrı: “Ölümü size yoldaşlık etmesi için verdim..”Adem: “Bazen anlamıyorum seni.. Ve bu da o anlardan biri..”Tanrı: “Hemen anlamanı beklemiyorum zaten.. Ama öğrenmelisin..”Adem: ...Tanrı: “Ölümü size yoldaşlık etmesi için verdim, yoksa çok yalnız kalırdınız bu dünyada ve bu yalnızlık gün gelir bütün çabanızı...
Continue Reading...

O yazilar UC NOKTA

Sızısıyla yaşayıp durduğumuz ama neden olduğunu tam kestiremediğimiz yaralarımıza -görünmesin diye- kimseleri yaklaştırmadığımız zamanlarda, sadece bazı cümleler yatağını bulan su misali gelip onlara şefkatle, kimi kez de sarsarak dokunabiliyor. Başkasının kaleminden çıkanlarla nasıl bu kadar benzeştiğimize şaşararak, kendimizi yazanın...
Continue Reading...

23 Ağustos 2008 Cumartesi

Sokakta YESİM OZDEMIR

“Yeşiiiiimmm! Hadi eve gel artııııkkk! Baban gelecek birazdaaannnn!”… Bu, sanırım benim yaşlarımda olan herkesin, çocukluğunda sokaktan eve girmeleri için klasikleşmiş bir çağrıydı o zamanlar. Bütün gün sokakta kan ter içinde , tüm enerjimizi tükettikten sonra, yorgun, terli ama bir o kadar da sakinleşmiş bir halde evlerimizin yolunu tutardık....
Continue Reading...

Blogger templates

Blogroll

About