
Avuçlarının içinde ne görmek istiyorsun, ona karar ver. İyice düşüncelerine yoğunlaş ve gözlerini aç! Ne görüyorsun? Hiç bir şey mi? İnan bana, daha iyisini yapabilirsin… Sadece benden ne istediğini düşün ve bir daha dene! Ya şimdi? Yavaş yavaş belirginleşmeye başlıyor işte! Bir deniz kenarındasın… Sakin ve dingin bir sahil, aynı senin gibi. Bütün yüz hatların gevşemiş, gülümsüyorsun. Elinde bir bardak dumanı tüten demli çay; gazete okuyorsun. Açıktaki balıkçı teknelerini izliyorsun bir yandan da. Önce ve sonranın olmadığı bir an! Zaman ve mekandan bağımsız gibi… Biliyorum, buna çok ihtiyacın var. Mutlu olup olmadığını sormama gerek yok; bu, o kadar belli ki!
Tekrar gözlerini kapat ve düşüncelerini serbest bırak... Şimdi ne görüyorsun avuçlarında? Bir müzik sesi duyuyorum uzaklardan. Gecenin lacivert koynunda, yumuşak bir ses, bir şarkı mırıldanıyor usulca... Dinliyorsun; senin için olduğunu bilmenin keyfiyle dinliyorsun! Gözlerin ışıl ışıl… Kulaklarından yüreğine akıyor melodiler adeta. Daha önce hiç ürpererek bir melodi dinlemiş miydin? Ya gözlerin dolmuş muydu birdenbire? Gene çok mutlusun; farkındayım… Yoo! Hayır! Asla veremeyeceğim bir şey istemedin henüz… Rahat ol!
Hadi , şimdi bir daha dene… O kadar hızlı koş ki, korkuların nefes nefese peşinden yetişemesin
Kendini mi anlatıyorsun? Çekincesizce? Haklısın, elbette zordur insanın kendisini anlatması, ama imkansız değil. Başkasının yanında çırılçıplak kalabilmek ve “sen” olabilmek… Düşüncelerin dur durak bilmiyor, daldan dala atlıyorsun belki de. “Biliyor musun , bu gün ne oldu?” ile başlayan cümleler kurmak keyifli, değil mi? Dost zamanlar yaşamak? Başını yastığına yasladığında, rahatça uykunun kucağına bırakmak kendini? Beş duyunla var olduğunu iliklerine kadar hissetmek? Harikasın sen!
Sağlığını kaybettiğin zamanları hatırla! Şimdiye kadar seni üzen her şey, o anda ne kadar da anlamsız geliyor değil mi? Daha önce kafana taktıklarının ne kadar boş olduğunu görmek, seni dehşete düşürmüyor mu? Bırak kendini, ya bir sevdiğin hastaysa ya da yitirilmişse, ağzının tadı mı kalıyor insanın? Üstesinden gelinemeyecek ne var ki bundan başka? Avuçlarından, neşeyle gülen yüzünün yansıması, bana bunları düşündürdü bir anda… Haklısın, herkesin ağzının tadında olmasını istemek en önemlisi belki de… Ağız dolusu kahkahalar atabilmek! İstediklerine ve özlemlerine şöyle bir bakıyorum da… Bence, sen artık hazırsın!
İşte şimdi, sıra bende! Gözlerin kapalı öylece bekle…
Ben, herkes için ayrı bir gül yetiştiririm. Zamanı geldiğinde de asıl sahiplerine veriririm usulca. Kimisi bir gülden, gül bahçesi yaratır kendisine; kimisi ise çürütür gider hoyratça ve umursamazca. Kurumuş gülleri yerlerden toplarken içim sızlar her seferinde… Sen, istersen, ömrünün sonuna kadar gülün hep taze kalacak;
Ne duruyorsun hala? Haydi kur şu bahçeyi artık!
Resim: Albert Braut
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder