29 Haziran 2008 Pazar

Depresyonda misunuz; yoksa neredesunuz?- FARUK SÜRENER

Çok deyerli bi o kada da kiymetlu arkadaşlarum. Bi Toplum Aydinlaticisu olarak gun geçmiyor ki başima ilgunç olaylar celmesin. Bunlardan birinu da dün yaşadum. Hakkaten çok ilgunç ve enterasan idu. Ama yaşadiğum olayin bucünkü konumizla bi ilcisu olmadiğu içun size anlatamayrum. Kusura bakmayun. Haa şimdu, içinuzden bazi kendinu pilmezlerun...
Continue Reading...

Çılgın kalabalıktan uzak- FULYA

Hayır hayır beni yanlış anladınız. Thomas Hardy'nin "Çılgın kalabalıktan uzak" adlı kitabından söz etmeyeceğim. Kaldı ki o kitabı henüz okumadım bile. Henüz... High Fidelity adlı filmde eski sevgililer arasında bir diyalog geçer. Kadın eski sevgilisine yeni tanıştığı başka bir adamdan söz ederken "Henüz onunla beraber değilim" der. Kıskançlıktan...
Continue Reading...

Dantel keyfi-HOŞSADA

Ben gelenek-göreneklerine bağlı bir insanımdır. Annemin yetiştirdiği gibi( anneannem de annemi, onun annesi de anneannemi öyle yetiştirmiş) büyüklerime saygılı, eski değerlerimizi korumaya özen gösteren, el işi gibi el emeği göz nuru uğraşları devam ettirmeye çalışırım. Ben böyle yetiştirildim. Çizgimden, özümden asla kopamam :)))Bu aralar...
Continue Reading...

Macera dolu bir gün- KEREM OĞUZ

Ellerim cebimde tek başıma okulda dolaştığım bir günü hatırlıyorum. "Kerem" diye bir ses duydum, döndüm baktım, annemdi. Okul aile birliği toplantısı için gelmişti. "Oğlum sen neden yalnız geziyorsun" demişti. Bu sorunun cevabını hiç düşünmemiştim. Yalnız olduğumu farkında değildim. Demek istediğim bu benim için bir sorun teşgil etmiyor...
Continue Reading...

Kesişmeler- MEHMET SAĞLAM

Bir bedene bürünmüş benliğimiz yaşamdaki hedeflerine doğru yol alırken, gördüğümüz her kilometre taşı bize iki şey düşündürür: Ne kadar mesafe aldığımızı ve geriye kalan yolun uzunluğunu... Birinci düşünce bizi sevindirir, ikincisi sabırsız kılar. Sabırsızlandıkça daha hızlı gideriz. Çünkü ilk duraktan sonra uğranacak daha çok yer vardır....
Continue Reading...

Sağlaklar dünyasında solak olmak- NİHAL YETKİN

Biz solaklar daha bebekken "Eller gider Mersin'e biz gideriz tersine" misali sol elimizi bol bol ve becerikli bir şekilde kullanmaya başlar ve etrafı şaşırtırız önce. Ne de olsa sağlaklar dünyasıdır burası, dikkat çekeriz hemen. Kimimizin ailesi diğer ele geçmemiz yönünde psikolojik baskı yapar, "bak bu cici elin, onu kullan" diye. Bilmezler...
Continue Reading...

Veda- ÖZLEM AKAYDIN

Her şey yerli yerindeyken ve hayat yolunda gidiyormuş gibi gözükürken, hatta kendimize göre kurulu şahane bir düzenimiz varken, günün birinde taşlar yerinden oynayıverirse; örneğin, yaşadığımız ülke, dünya ülkeleriyle girdiği, neden girdiğini bile bilmediği savaşı kaybederse, yaşadığımız şehir, düşman kuvvetleri tarafından işgal edilirse...
Continue Reading...

Sizin de sakarlık gününüz var mı?- TUĞBA

-Sen iyi misin?-Evet, iyiyim.-Gerçekten iyi misin, aklımdan geçtin de sormak istedim'' derken bir iki saat sonra olacakları görmüştü ısrarla nasıl olduğumu soran arkadaşım.Gelelim iyi ruh halinden sakarlığa geçişe...Evet evet yanlış yazmıyorum sakarlık hali...Nasıl dilbilgisinde ismin ''i'', ''e'', ''de'', ''den'' ''yalın'' halleri varsa,...
Continue Reading...

Hep özlenen Muhsin Bey -ÜÇ NOKTA

Ne zaman ekranda görsem otururum başına, ortasıymış sonuymuş demem iştahla izlerim. Öyle bir filmdir Muhsin Bey. 1987 yılında seyirciyle buluşan bu güzelim film bir fidandır. O fidan sonraki yıllarda Yavuz TURGUL-Şener ŞEN birlikteliğinin devamını getirdi ve beyaz perdede en güzel meyvelerini verdi. Turgul, senaryosunu yazdığı bir çok filminde...
Continue Reading...

Armağan- YEŞİM ÖZDEMİR

Önce, gözlerini kapat! Avuçların yukarı bakacak şekilde iki elini birleştirerek öne doğru uzat... Şimdi, seninle bir oyun oynayacağız; hazır mısın? Güzel… Sadece söylediklerime odaklanmanı istiyorum. Düşün! Şimdiye kadar yaşadıkların geçsin aklından. Yüreğinin bir kuş gibi kanat çırptığı mutlu anları anımsamaya çalış… Böyle anların çok az...
Continue Reading...

22 Haziran 2008 Pazar

Obes misunuz; üzülmeyun- FARUK SÜRENER

Canimdan çok sevdiğum pilogir kardeşlerum. Yazilarimla topluma hizmet etmeya devam edeyrum daa. Yaz celdu, pilajlar açildu, bikinu mevsimu (Bu kelimeler zayiflama ile ilgilu herhangi bir yazida sitandart olarak bulunmalidur diye ben de koydim). Ozellikle "obez" diye tabir ettiğimuz insanlar bu yaziyu iyi okuyun. Tüm sikuntularinizdan beş...
Continue Reading...

Çok sular aksın zamanı silercesine- FULYA

Çok sular aksın bu köprünün altından çok. Yağmurlar yağsın üzerine ve sonra kar... Mevsimler gelip geçsin, gün parlasın, yaprak düşsün yaşlı bedenine. Ve öyle dursun şu koca hayat içinde, minicik. Öyle dursun hüzünle ve kendisiyle. Unutsun o küçük çocuğu. Bağrına, tam orta yerine taşı atıp kahkahlarla gülen o küçük çocuğu unutsun. Nasıl...
Continue Reading...

Un kurabiyesi kıvamında-HOŞSADA

Diyor ki; "Hiç un kurabiyesi yaptın mı?" Şaşkın şaşkın bakıyorum yüzüne. Durup dururken ve akşamın bu saatinde bu sorunun gerekliliğini düşünmeye başladım... "Neden?" dedim gülümseyerek... “Canın un kurabiyesi mi istedi?” — Hayır. Canım un kurabiyesi istemedi… Sadece bu dünyadaki her şeyin birbiri ile bağlantılı olduğunu düşünüyorum. Ve...
Continue Reading...

Kelebek- KEREM OĞUZ

Haftaiçi rutin bir iş gününde her sabah yaptığım gibi uykum kaçmasın diye yüzümü yıkamadan, patlamış gözlerimi bile tam olarak açmadan zombi adımlarla siteden çıktığımda saat altıyı yirmibeş geçiyordu. Bu saatler ne tam olarak uyanabildiğim ne de uyuduğum saatler olarak bilincimin tam manasıyla "arada" kaldığı tuhaf, ayakta rüya görmeye...
Continue Reading...

Susamış ruhlar- MEHMET SAĞLAM

Her şeyi, her yeri ve herkesi didik didik tarıyoruz; ama o şeyi, o neyse o, onu bulamıyoruz... Herkeste dillendirilmeyen bir susamışlık, farkına varılmamış gizli bir bıkkınlık ve yüzlerden apaçık okunan bir gönül yorgunluğu var. Ruhumuz mu acıktı, bilincimiz mi susadı, bedenimiz mi bıktı, bilemiyorum; fakat süregiden bu yeni dünya...
Continue Reading...

Zarf ile mazruf- NİHAL YETKİN

Zarfa bakma, mazrufa bak" diye bir sözlük girişi buldum geçenlerde. "İşin özü orda.Bakma ambalaja, aç paketi, gör ve sonra kararını ver"diyor yani. Peki biz nasıl bugünkü biz olduk? Sadece mazrufa bakarak mı? Ve şimdi sadece mazrufla yetinebiliyor muyuz? Başta çocuktuk ufacıktık. Önce dünyayı gördük, kokladık, dokunduk, tattık, duyduk....
Continue Reading...

Uçurtma avcısı- ÖZLEM AKAYDIN

Uzun, çok uzun zamandır başladıktan birkaç saat sonra bitirdiğim bir roman okumamıştım. Bir kitabı elinden bırakmadan okumanın verdiği hazzı ancak kitap kurtları bilebilir. Bana bu hazzı yaşatan kitabı paylaşmak istedim. “ Yeniden iyi biri olmak mümkün... Bir kez daha yukarıya, ikiz uçurtmalara baktım. Hasan’ı düşündüm. Baba’yı, Ali’yi,...
Continue Reading...

Blogger templates

Blogroll

About