
“Hayat dediğin nedir ki?” der içsesin… “Bu yol uzun… Gönlünce yaşa, gez, toz eğlen” diye devam eder. Oysa hayat aklının alamadığı, dilinin dönmediği, anlamını asla ve asla kavrayamayacağın bir bütündür… Bitmeyen ve tükenmeyen… Anlamlandırılmayan ve anlaşılamayan… Başı olmadığı gibi sonu da gelmeyen… Hayat bu işte… Tüm hücrelerine dolduğu halde boşluk hissi verebilen…
İşte bu yüzden ben;
Bu yol uzun diye ve içinde bulunduğum hayat anlaşılmıyor diye aklımın heybesine koyduğum kelimeleri özgür bıraktım… Hayata ve hayat gibi anlaşılmayan insanların kulaklarına dolsun, uzun geçeceğine umut ettiğimiz masalımızın içinde hoş bir ses olsun; olsun da hep birlikte gülümseyelim istedim… Her gülümseyiş beraberinde mutsuzluğu, her mutsuzluk beraberinde umudu getiriyormuş… Ve milyonlarca kelime arasından aklına takılan tek kelimeyle siliniyormuş hayat… Gökyüzü o tek kelimeye, diğer milyonlarca kelime suya yazılıyormuş… Hayat gibi anlamak zormuş içinde yaşayan insanları… Ve onca tebessüm, onca güzel kelime ve bir o kadar içinde biriken güzellikler suyla akıp gidiyormuş… Görmüyormuş insanlar gökyüzüne asılı kalan kelimenin rengini, anlamını ve taşıdığı umudu… Sabit bir fikre kapılıp, unutuyormuş aklının odacıklarından uçup giden güzellikleri…
Ve insanlar bu yol uzun diye akıllarının heybesine toplamışlar kelimeleri… Tüm umudu içlerinde taşıyarak hem de… Gün gelip anlaşılmamanın verdiği kırgınlıkla suya yazılacağından, anlamsız bir cümlede kullanılacağından ve unutulup gideceğinden habersizce biriktirmişler… Belki bu yolun sonu yoktur, belki de hayal edildiği gibi uzun da değildir hayat… Kim bilir…
Fotoğraf: http://photodream.deviantart.com/art/My-way-76123533
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder