27 Nisan 2008 Pazar

Kelimelere kurulan hükümranlık

Share it Please
Yazmak bir cehennemdir bazen. Ateşten kelimelerin üstünde dans eden bir ateş dansçısı kesilirsiniz. Yazının derin uçurumlarına düşmek, acıyla harlanan sevinçle yanan kor ateşlerin üstünde gezinmek ve bu yakıcı hazzı paylaşabilmek sadece kelimelerin esareti altına gönüllü giren bir yazı işçisinin alacağı tattır.

Kimi zaman, bir kelime, işaret fişeği gibi çakar aklınızda. Bir cümle, tempolu bir günün ortasında zınk diye duraklatır ritminizi. Bir anlam, yeni ve başka diyarlara açılan yollara sürüklemek, bütünleşmek, daha açık hale gelmek için kıvranır durur zihninizde. Bir küçük sözcük konar da, öter durur dağarcığınızda.

Kekremsidir kimi; acıdır. Ama en okunası satırlar onların tadına bulandığınızda çıkar.
Kırık döküktür, yüklüdür.Dökmek istersiniz beyaz sayfalara meramınızı. Çift kamburla dolaşmak gibi huzursuz edicidir.
Kelimelere gebeyken bir cümlenin doğumuna tanıklık etmek yetmez, aklınızdan parmaklarınıza akan cümleleriniz evlatlarınızdır ve büyümesine, serpilip boy vermesine tanıklık etmek istersiniz. Cümleleriniz kadar büyük, o kadar küçüksünüzdür.

Dökülürken ortaya kelimeler kendi aciziyetinizin, gücünüzün, korkaklığınızın ,cesaretinizin, hazzınızın, öfkenizin, düşüncenizin, aptallığınızın, aşkınızın… parıltılarını görmeye başlarsınız.
Kimi zaman cellat olur katledersiniz satır satır yazdıklarınızı.Yazmak hep yeniden başlamaktır.

Sadece yazmaktır bazen aslolan.Yazmak akıtır zehrinizi.Mutluluk yaşanır mutsuzluk yazılır.
O sonu gelmeyen mecrada en zoru ilk cümlenin çatılmasıdır. Harfler bir siluetken canlanıp heceye döküldüğünde, kan kokusunu almış kurtlar gibi iflah olmazsınız artık, gelir gerisi. Kelimeler cümlelere, cümleler paragraflara döker içini. Siz bu akışa dur diyemez bırakırsınız kendinizi.

Yazmak sonunu bilmediğiniz bir masal yaratıp kâh onun kahramanı, kâh kötüsü olmaktır.
Kendi dramınızı, komediye çevirebilme gücünü bahşeder size. Cümlelere kurduğunuz hükümranlıktır.
Gizlerle dolu bir ormanda sizi neşeli renklerle kendine çağıran ürkek bir kelebektir çağrışım.Düşürür peşine. Tıknefes, düşe kalka yakalamaya uğraşırsınız. Bazen küser o kadar uzaklara gider ki, hiç uğramaz eliniz kalem tutmaz. Yazmak tek başınalıktır. Kağıt en sır , ağulu satırlarınızı taşıyan bir dost, kaleminiz sırdaş olur çıkar.…İkisiyle hep dertleşmektir yazmak.
Bir kez düştü mü içinize derdiniz, ‘çağrışımlarla ödeşemez’ kağıdı atlastan patiska bilir koşturdukça koşturur kaleminiz.


1 yorum:

Recep Hilmi Tufan dedi ki...

Bu yazılar size mi ait acaba? Hepsi profesyonelce...

Blogger templates

Blogroll

About