27 Nisan 2008 Pazar

Serbest Radikaller Gururla Sunar

"Dünya nereye gidiyor?" ve biz, yani dünyanın daha güzel bir yer olmasını isteyenler, "bu gidişe bir "dur" demek için neler yapıyoruz?" diye düşünür ve kendi aramızda konuşurken doğdu bu dergi fikri. Kelimelerle meydan okuyalım hayatın gidişine demek istedik. Kelimeleri küçümseyene buradan selam olsun... Yaza yaza çoğalalım, egolarımızla...
Continue Reading...

Bit pazarı

Abdülkerim Eser Dördüncü sınıfa gidiyordum, öğlenciydim. Daha matematikten yeni yeni nefret etmeye başladığım zamanlar... Hoca bize dehşet bir matematik ödevi vermişti, kitaptaki geldiğimiz konulara kadar olan bütün soruların açıklamalı çözümünü istemişti. Ödevi yapabilmek için bir haftamız vardı. Tabi bende ödev yapmak ne gezeer! Ödeve...
Continue Reading...

hola

selam, rehavet ben. necdet rehavet. istanbul'luyum ama aslen irlanda'lıyım. büyük büyük büyük babam eski irlanda türklerinden. lise yıllarında bununla çok övündüğüm için arkadaşlar arasındaki lakabım irlandalı idi. yani mustafa denizli'nin milenyum yılında bursa'da sözünü ettiği içinizdeki irlandalı benim efenim. taklitlerinden sakınınız. böyle çok konuşup boş yazdığıma bakmayın. kendi günlüğümde de yazdığım gibi özel biri değilim....
Continue Reading...

İntihara lüzum yok

(Kent kalabalığı caddedeki bir gölgeyi konuşuyor. Boy sırasına göre söz alırlar, en uzunundan başlar)Burdan bir adam geçmiş az önce.Hayli sıkıntılıymış; başının önüne eğilmesinden belli.Yalnızmış; cebindeymiş elleri, sanki birini arar gibi…Gideceği yeri bilmiyor; bundandır yürürken ayaklarını sürümesi.Ama buradan ilk defa geçmiyor; ezbere...
Continue Reading...

Bir şiirin gölgesinde

Bu kentin sokaklarında içimde seni taşımadan yürümeyi denedim. Gökyüzüne dikili gözlerle dünyaya aldırmadan ve dahası sana aldırmadan. Kuşlara baktım sonra ve insan yüzlerine... Başka bir kentte hala nefes alıyor olduğunu düşündüm ve aşkın hala ceplerinden birinde durduğuna inandım. Sokaklar boyu yürüdüm, yürüdüm, yürüdüm... Gidecek...
Continue Reading...

Taşıyabildiğin kadar sarıl hayata

Yüzünde hafif bir gülümseme… Diyor ki;- Taşıyabildiğin kadarını yükle omuzlarına…Düşünüyorum. Neden o an bunu söyledi? Çünkü konuşulan konu bu değildi. Ve devamın da gelmesi gereken kelimeler bunlar olmamalıydı. Şaşkın şaşkın bakıyorum yüzüne… "Sana söylüyorum" diyor. Neden bana böyle bir şey söylediğini anlamıyorum.- “Neden bana böyle bir...
Continue Reading...

Dilenci Vapuru

"Kan Kanseri olmuş tedavi için paraya ihtiyaç var" dediler. Böylece bu hastalığın ismini ilk defa duymuş oldum. Fakat o cümle içindeki özneden daha çok "nesne" dikkatimi çekti. Paraya ihtiyaç varmış. PARA. Ne kadar da sevdiğim bir ŞEY di. Parayı satın alabilecekleri için sevmezdim, ben onun bizzat kendisini severdim. Eskimiş, pis, binlerce...
Continue Reading...

Mutluluğa 12 kala

Yaşamınızın senaristi ve yönetmeni kendinizseniz, mutluluk daha sıkçadır.Bazı kavramlar tanımsızdır, bazı göreceli kavramlarsa binlerce tanıma sahiptir. Aşk, mutluluk ve başarı bu tür göreli kavramlardandır. On binlerce kitap mutluluktan söz eder veya onu tanımlamaya çalışır. Herkesin benimsediği veya kendine has bir mutluluk tanımı vardır....
Continue Reading...

Geri kalmadı

İlkin Ayşe kadar güzel ip atlamak istedi.Hiç yanmadan ne güzel atlıyordu öyle. "O yapabiliyorsa ben de yaparım” diye düşündü. Sonra mini mini bir oldu, kurdelesini Fatma'dan önce takmak istedi,taktı da. Zeynep üniversite sınavında en yüksek puanı tutturdu mahallede. Ertesi sene onu geçmek istedi sadece. Üniversitede Yeliz sınıfta iki...
Continue Reading...

Söz etme Öyle

Diyorlar ki; ''olmuyor bak böyle. Yine yok yazılacaksın hep birlikte yaşayacağımız güzelliklere, tarifsiz coşkuya..Milyonların tek yürek olduğu zamanları, yokluğunla bir eksik paylaşırken..Böyle değildi sözümüz..Aş engelleri de gel işte. Bekliyoruz İzmir’de....'' Demesi kolay nasılsa, sitem etmeyin öyle...Ben istemez miyim canım İzmir'imi...
Continue Reading...

Kelimelere kurulan hükümranlık

Yazmak bir cehennemdir bazen. Ateşten kelimelerin üstünde dans eden bir ateş dansçısı kesilirsiniz. Yazının derin uçurumlarına düşmek, acıyla harlanan sevinçle yanan kor ateşlerin üstünde gezinmek ve bu yakıcı hazzı paylaşabilmek sadece kelimelerin esareti altına gönüllü giren bir yazı işçisinin alacağı tattır.Kimi zaman, bir kelime, işaret...
Continue Reading...

Blogger templates

Blogroll

About